Toplam Ziyaretçi Sayısı :
Doçent Doktor Yalçın Tezcan, Y. Müh. Mimar


2012: Kısıklı’daki büroda
 

2009: Ergenekon Caddesindeki büroda

1993: Ergenekon 
Caddesindeki büroda


1990: Mimarlıkta 30’uncu yıl plaketini alırken

Meşelik sokaktaki büroda



1969 (?) Cam Elyaf fabrikasındaki seminerde

1959–2009 arasında tasarladığı Eserler ve Yönettiği Projelerden bir seçki














SON HABERLER

18 Mart 2011: Dr. Tezcan’ın Vedası

Dr. Tezcan 14 Mart 2011 Pazartesi günü 52 yıl emek verdiği Seyaş’tan kendi isteği ile emekli oldu. 18 Mart Cuma günü de şirket personeline aşağıdaki veda mektubunu elektronik ortamda yayınladı, bu mektubunu yakın arkadaşlarına, dostlarına ve akrabalarına da kopyaladı. Tabii, eski ve mevcut ortaklarına da… Yani, Vahit Gedik, Yılmaz Gedik, Çetinay Albay ve Şirketi 2010 Ocak başında terk etmiş(1) olan Alaz Albay’a da. 19 Mart Cumartesi günü ise Veda Mektubunu şirketin finansör ortağı ve yeni Yönetim Kurulu Başkanına da birinci elden okuması için gönderdi.

Böylece, Dr. Tezcan’ın veda mektubu aleniyet kazandı; Mayıs ortasında da Dr. Tezcan’ın web sitesinde bu başlık altında yayınlanmaya başladı.

Dr. Tezcan söz konusu mektubunda, 2007 yılında Yönetim Kurulundan ayrılmasından itibaren adım, adım şirketin 2011 yılında devrine yol açan olayları özetlemiş, emekliye ayrılış nedenlerini açıklamış, şirket çalışanlarına öğütlerde bulunmuş, şirketin yeni hissedarlarına başarılar dilemiştir.

Veda mektubunda Dr. Tezcan, kendisine verilen sözlere güvenerek, şirketin içinde bulunduğu dar boğazdan kurtulması uğruna, şirketin finansör ortaklar tarafından sahiplenilmesini desteklediğini belirtmiştir. Bu çerçevede, 25 Şubat 2011’de, kurucu hisselerini oğlu Ümit Naci Tezcan’a, hamiline yazılı hisselerini ise şirketin yeni ortağına devrettiğini; uhdesinde kalan sembolik miktardaki kurucu hissesi sayesinde iki genel kurul toplantısına katıldığını da açıklamıştır.

Dr. Tezcan’ın 52 yıl emek verdiği Şirketin bir kısım çalışanı ile arasında bir gönül bağı vardı. Onlara veda etmeden şirketten ayrılamazdı. Diğer taraftan şirketin yeni Finansör Ortağına hem kendisinin hem de oğlunun devrettiği hisseleri karşılığında bir kuruş bile para almadıklarını da açıklamak zorundaydı. İşte Dr. Tezcan veda mektubunda bütün bu hususları da açıklamıştır. Şirket çalışanlarını ortada bırakmadığını, onların birikmiş maaş alacakları için Şirketin yeni Finansör Ortağı ile görüştüğünü izah etmiş, Şirket sermayesinin bu nedenle arttırıldığını da müjdelemiştir. Böylece Şirketin eski günlerine kavuşacağına olan inancını da vurgulamıştır.

Herhangi bir yanlış anlama veya söylentiyi önlemek için bütün bunları tüm şeffaflığı ile anlattığını da özellikle belirtmiştir. Mektubunun sonunda, 52 yıllık süreçte ebedi âleme göç eden ortak ve iş arkadaşlarını da anmayı görev bilmiştir.

Veda mektubunun yankıları Dr. Tezcan’ı duygulandırmıştır. Bu konuda gelen maillerin önemli bir kısmını sergilemekten kendini alamayan Dr.Tezcan, desteklerinden dolayı kendilerine müteşekkirdir. Telefonla iyi dileklerini belirten başta sevgili ağabeyi Dr. Engin Tezcan olmak üzere, Av. Orhan Çok’a, komşusu Neşet Bekâr’a, iş arkadaşları Bülent Cedetaş ve Baycan Sunaç’a, ilk büro şefi Tahsin Alpar’a, sınıf arkadaşı Kamutay Türkoğlu’na ve diğer pek çok kişiye de teşekkürlerini sunmuştur.

Dr. Tezcan, web sitesi tekrar açıldığı için yeniden yayınlanan 18 Mart 2011 tarihli veda mektubunu okumadan önce, yankılarına, sonra da mektubun başına gelenlere göz atmanızı rica etmektedir.

Sey Mimarlık Bürosuna ve sonra Sey Mimarlık Mühendislik Müşavirlik A.Ş.’ye verdiği 52 yıllık emek ile ilgili olarak, Dr. Tezcan’ın 1959–2009 arasında tasarladığı eserlerden ve yönettiği projelerden bir seçki sol tarafta sunulmuştur. Daha fazla bilgi için lütfen yukarıdaki “Mimarlık” veya “Müşavirlik” faaliyetleri butonlarına tıklayınız.


(1) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 9 Şubat 2010 Sayı: 7497 Sayfa: 367

VEDA MEKTUBUNUN YANKILARI

 

Dr. Tezcan, 18 Mart 2011 tarihli veda mektubunu yayınladıktan sonra pek çok mail almıştı. Bunların içinde kendisini en çok duygulandıranlar aşağıda sergilenmiştir. Söz konusu geri bildirimler, veda mektubunun İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Londra’da ve Edinburg’da okunduğunu ve böylece aleniyet kazandığını ispatlamaktadır.

Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği Önceki Başkanından

From: Erkan Şahmalı-Tr 
Sent: Sunday, March 20, 2011 11:28 AM
To: 'Yalçın Tezcan'
Subject: RE: Veda Mektubu

Sayın Tezcan, 

Her zamanki ciddi ve açıklayıcı tarzınızla yazdığınız veda mektubunuzu okudum. Üzülmemek elde değil. Birikimlerin diğer kuşaklara aktarılmasına çok önem veren bir kişi olarak sizin çabalarınızı da takdir etmemek mümkün değil. Eminim en az Ümit kadar SEYAŞ’ta birçok kişiyi bu anlamda yetiştirmişsiniz, çevrenize ışık saçmışsınızdır. Bunu değerlendirecek çok kişi olduğundan kuşkum yok. 

Asıl olan geçen sene geçirdiğiniz kaza ile ilgili olarak hiç haberimin olmaması. Çok üzüldüğümü ve geçmiş olsun dileklerimi ifade etmek isterim. Umarım her şey eskisi gibi olur ve sağlığınıza tam olarak kavuşursunuz. 

Sayın Tezcan, sizinle iş hayatımızın hiçbir anında yollarımız kesişmedi. Ancak Birlik içinde sizi tanıma şansını yakaladım. Bu süre içinde de bir ağabey olarak her zaman desteğinizi yanımda hissettim. Bu çerçevede ben de size minnet duygularımla teşekkür etmeyi borç bilirim. Size yeni emeklilik yaşantınızda sağlık ve mutluluklar dilerim. Eserleriniz her zaman yaşayacaktır. 

Selam ve saygılarımla
Erkan ŞAHMALI (Y.Mimar)
Genel Müdür

İş Bankası Feriköy Şubesi Önceki Müdüründen

From: Mürvet Yıldırım
Sent: Monday, March 21, 2011 9:51 AM
To: Yalçın Tezcan
Subject: YNT: Veda Mektubu

Yalçın Bey, 

Hayatınızın yeni döneminde çok daha huzurlu bir yaşam süreceğinize inanıyorum. Eşinize ve size sonsuz mutluluk dileklerimi iletirken, ihtiyacınız olduğunda bir telefonunuzun yeterli olacağını da belirtmek isterim. 

Saygılarımla,
Mürvet Yıldırım
Türkiye İş Bankası A.Ş.
Bağcılar Şube Müdürü
 

Öneren Mühendislik Firmasından

From: Nuran ERDOĞAN
Sent: Wednesday, March 23, 2011 11:42 AM
To: 'Yalçın Tezcan'
Subject: RE: Veda Mektubu

Merhaba Yalçın Bey; 

Aşağıdaki mektubunuzu şehir dışında olmam nedeni ile ancak okuyabildim. 

Sizin ameliyat olduğunuzu ve arkasından da hastalandığınızı duymamıştım. Bu yaz benim için de sıra dışı oldu. Mayıs ayı sonunda annemi kaybettik. Ardından 3 hafta sonra 17 Haziran da bir kızımız daha oldu ve ben yaz boyunca evde idim. Sizi zor gününüzde ziyaret edemediğimiz ve iyi temennilerimizi size iletemediğimiz için özür dilerim. İnşallah bundan sonrası için sağlığınıza hızla kavuşur, derin ve elde edilmesi çok zor olan tecrübelerinizi bizlere aktarmaya devam edersiniz.

Şirketten ayrılmanız ve süreçleri için ise söyleyecek çok fazla bir şey yok. Hepsi yaşanmış ve bitmiş artık. Gelecek günler geçmiş günlerden daha güzel olacaktır. Sizin de yaptığınız gibi iyi temennilerde bulunmak en güzeli. 

Daha güzel günlerde görüşmek üzere. 

Saygılarımla.
NURAN ERDOĞAN

Londra’da Yaşıyan Sınıf Arkadaşından

From: erkin feran
Sent: Wednesday, March 23, 2011 7:53 PM
To: Yalcin Tezcan
Subject: Veda mektubu

Sevgili Kardeşim Yalçın, 

Çok güzel kaleme alınmış olan veda mektubunun bize de bir kopyasını göndermiş olduğun için çok teşekkür ediyoruz. 

Yıllar süren gayret ve özverilerini detaylı olarak okumak ve öğrenmek bizi çok sevindirdi. Ben de çalışma hayatıma 2–3 yıl önce son verdim. Anlatmış olduğun gibi bu uzun yıllar zarfında insanı tatmin eden, gururlandıran pek çok anıların yanı sıra maalesef sonradan pek hatırlamak istemediğimiz nahoş hadiselerle de karşılaşmış olmamız insanı tabiî ki üzüyor ve etkiliyor. Fakat zaman geçtikçe bu nahoş anılar geride kalıyor tatlı ve güzel anılar daima ön plana çıkıyor. 

Görüşemeyeli uzun yıllar oldu ama biz, gerek sizlerden aldığımız güzel kartlarla gerekse beraber çekilmiş eski fotolara bakarak sizleri sık sık hatırlarız. Her ikimiz de sana mutlu, sağlıklı, renkli emeklilikler diler senin, Neriman'ın ve Ümit'in gözlerinizden öperiz. İnşallah çok yakında koltuk değneklerinden de kurtulur emeklilik yıllarının tadını daha iyi çıkarabilirsin. 

Erkin & Feride Feran 

Ankara’daki Sınıf Arkadaşından

From: Esen Onat 
Sent: Saturday, March 26, 2011 11:31 AM
To: Yalçın Tezcan
Subject: Re: Veda Mektubu

Sevgili Yalçın

Öncelikle sana, geçirdiğin kaza ve ameliyat nedeniyle büyük geçmiş olsun diyorum. Gönderdiğin bu ileti dolayısı ile ancak şimdi öğrenebildik. Emekliliğin hayırlı ve uğurlu olsun, yıllardır kolay kolay herkesin cesaret edemeyeceği, uluslararası bir proje ve danışmanlık işine girişmek, yıllarca yönetmek, her türlü rekabete, çekişmelere ve krizlere karşı koyabilmek her baba yiğidin harcı değil. Bu nedenle seni yürekten kutluyorum. 

Özellikle, senin ne denli titiz bir yapıya sahip olduğunu da bildiğim için çok sıkıntı çekmiş olabileceğini tahmin edebiliyorum. Ben ve Aysel sana ve Neriman Hanıma sağlıklı, huzurlu rahat ve keyifli bir emeklilik yaşamı diliyoruz.

Sevgilerimizle Aysel ve Esen Onat 

İzmir’deki Sınıf Arkadaşından

From: Ses HAZAR 
Sent: Tuesday, March 29, 2011 10:53 AM
To: Yalçın Tezcan
Subject: Re: FW: Veda Mektubu

Sevgili Kardeşim Yalçın, 

Önemli olan şu andaki sağlık durumun, gerisi trajedi! Çok rastlanan model. 

Bu sonuçları irdelemenin şu anda bir anlamı yok, jübile ile ayrılmış olsa idin hoşnut olacaktın; olacak mı idin!! Gelişmeleri yaratan sebepler arasında belki kendi hatalarımız da yer almaktadır! Ne olursa olsun, bundan sonraki hayatının tadını çıkartmaya bakmalısın, boş durma, oğlun için bağımsız sistemler yaratmaya çalış. Şu anda ki İstanbul, evrenin yıldızı olma ivmesi içersinde, bunun kıymetini bil. 

Sonuçta seni ve aileni KUTLARIM, sağlıklı ol, biraz kitap oku. 

Sizleri kuvvetle kucaklarız. Yakın zamanlarda görüşmek üzere. 

Ses Hazar 

Akrabasından

From: nazan pekdemir 
Sent: Wednesday, March 30, 2011 5:49 PM
To: Yalçın Tezcan
Subject: Re: Veda Mektubu

Enişte gönderdiğin mektubu okudum. Seyaş’ın sizin için bir evlat kadar değerli olduğunu biliyorum. Fakat uzun süredir de bazı huzursuzlukların olduğunu anlatmıştınız. Bence insanın kafasında acabalar, belkiler olacağına, buna neden olanlarla ilişkiyi kesmek en iyi çözüm. Yaşamımızda bizi mutsuz eden şey ya da şeyleri hayatımızdan çıkarmak gerekiyormuş. Yani kangren olan yeri kesip atacaksınız. Siz de öyle yapmışsınız ve bence en iyi kararı vermişsiniz. Tebrik ederim. 

Bu arada internet sitenizi de inceledim. Gerçi inşaat konusuyla ilgili pek bilgim olmadığı halde çok beğendim ve gururlandım. Gerçekten profesyonelce hazırlanmış. Ayrıca bunun içinde tebrik ederim. 

Senelerin verdiği bilgi ve tecrübelerinizi kullanacağınız sizin için daha hayırlı olan değişik fırsatların karşınıza çıkacağına inanıyorum. Mesela birçok inşaat dergisi vardır, bu dergilerden birinde yazmak gibi (Naçizane benim fikrim). Bu bilgi ve tecrübelerinizden faydalanmak insanların özellikle de gençlerin hakkı olduğunu düşünüyorum. 

Bundan sonraki günlerinizin daha huzurlu ,mutlu ve sağlıklı olması dileklerimle,,,,, 

İYİ AKŞAMLAR, 

Nazan Pekdemir

Birlikte Makale Yazdıkları İTÜ'lü Yardımcı Doçent'ten

From: Pelin Alpkokin
Sent: Thursday, March 31, 2011 9:16 AM
To: 'Yalçın Tezcan'
Subject: RE: Veda Mektubu

Hocam
Mailinizi dikkatle ve yavaş yavaş okudum bu sabah.  
Önceki mailiniz bana ulaşmamış.  
Bir gün ilerde sizin sahip olduğunuz bilgi ve tecrübenin bir kısmına sahip olabilirsem çok mutlu olacağım.  
Dilerim benden tecrübelerinizi ve fikirlerinizi esirgemezsiniz.  
Sizi yakın bir zaman içinde müsait olduğunuzda tekrar ziyaret etmek çok isterim izniniz olursa.

Sevgi ve Saygılarımla  
Pelin

İskoçya'daki Arkadaşından

Edinburgh 29 July 2011

Dear Yalcin and Mrs. Neriman,

Many thanks for your E-mail dated 26 June 2011. First of all let me apologize for the long delay in our response to your kind message. But we were – and still are – overwhelmed by the process of moving our flat...

Yalcin, I found your farewell letter on your home page. Unfortunately it doesn’t make a happy reading. I am sorry that after so many years with Seyas, when you gave it your whole strength, your whole life, very often in difficult conditions, you have ended this way…

Please look after yourselves and when you have time send us a few lines.
With love to you and Mrs. Neriman
Jaro and Roberta

PS I was surprised to hear Mr. Yüksel Yavuz died. He was a good man. I knew him well from ISKI.JP       

VEDA MEKTUBUNUN BAŞINA GELENLER

Değerli Ziyaretçi; burada anlatılanlar, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğündeki Seyaş dosyasında bulunan 29 Mart 2013 tarihli 2012 faaliyet yılı Olağan Genel Kurul Tutanağı ekindeki Dr. Tezcan’ın muhalefet şerhlerinde yer almış ve 6102 sayılı TTK Madde 35 gereğince aleniyet kazanmıştır. O nedenle burada anlatılanlar 6102 sayılı TTK Madde 55-(1) de bahsi geçen “iş sırrı” değildir.

Burada sadece Dr.Tezcan’ın 18 Mart 2011 tarihli Veda Mektubunun başına gelenler anlatılmıştır. Anlatımda kimseyi incitici, küçük düşürücü, aşağılayıcı bir ifade yoktur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E 1987/4–405, K 1988/27. 13/01/1988).Kimsenin şeref ve haysiyeti ihlâl edilmemiştir. Gerçekler anlatılırken bahsi geçen kişiler ve kuruluşların meslekî ve ticarî itibarının korunmasına özen gösterilmiştir (Anayasa Madde 26 ve 32).

Demek ki, her hangi bir kimse veya kuruluş,2012 yılında-ifade özgürlüğüne aykırılığı nedeniyle- AİHM’de hüküm giymiş olan, 5651 sayılı İnternet Kanununun Tekzip Müessesesi ile ilgili 9’uncu Maddesine istinaden, haklarının (!) ihlâl edildiğini veya ticarî itibarının (!) zedelendiğini iddia ederek işbu web sayfasını tekrar kapattırmaya kalkışacaksa; hem iddiasını hem de iyi niyet ile hareket ettiğini ispat zorunda olduğunu, aksi takdirde hukukî ve cezaî yaptırımlarla karşılaşabileceğini unutmaması gerekecektir.

Bu ikaz, özellikle 31 Mart 2013’te gönderdiği -hakaret dolu- maili ile Dr. Tezcan’a tehditler savuran kişi içindir.

18 Mart 2011: Veda Mektubunun elektronik ortamda yayınlanarak aleniyet kazanması

Dr. Tezcan, yukarıda bahsedildiği gibi veda mektubunu eski ve yeni ortaklarına da kopyalamıştı. Şirketi Ocak 2010 başında terk etmiş(1) olan eski ortağı Alaz Albay, Dr. Tezcan’ın Veda Mektubunu içeren e-postasını 18 Mart 2011 günü saat 18.33’de teslim almıştı. Şirketin yeni Finansör Ortağı ve yeni Yönetim Kurulu Başkanı da, Dr. Tezcan’ın e-posta ile 19 Mart 2011’de gönderdiği Veda Mektubunu, yurtdışı seyahatte olmasına rağmen sabah 10:50’de okumuştu.

26 Ekim 2011: Web Sitesindeki Veda Mektubuna Şirketin rızasının kesinleşmesi

Veda mektubu, aradan yaklaşık iki ay geçtikten sonra Mayıs 2011 ortalarında Dr. Tezcan’ın web sitesinde birkaç açıklayıcı dip not ile yerini aldı. Söz konusu mektuba 12 Ekim 2011 tarihine kadar her hangi bir itiraz gelmedi. Bir sonraki “Sonra Ne Oldu” sayfası Madde 3.2’de değinildiği üzere, o tarihte yapılan ve Dr. Tezcan’ın katılmadığı Olağan Genel Kurul Toplantısında, Şirkete geri döndürülmüş ve % 52 hisse verilerek(2) İcra Kurulu başkanlığına(65) getirilmiş olan Alaz Albay’ın şikâyeti olmuş ve Dr. Tezcan’a iletmesini oğlu Ümit’ten rica etmiş. Şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmamasına rağmen Alaz Albay'ın talebini dikkate alan Dr. Tezcan, bu yetkiye sahip tek kişi olan(3)(4) Yönetim Kurulu Başkanına, 14 Ekimde Veda Mektubunun (5) Nolu dip notunda değişiklik yapılmasını isteyip istemediğini sormuş ve eğer istenirse sahip olduğu şirketlerin adlarını nasıl kaldırabileceğine dair bir öneriyi de iletmişti. Bu önerinin Başkan tarafından uygun görüldüğüne dair bilgiyi 18 Ekimde alan Dr.Tezcan, web sitesindeki Veda Mektubunun dip notunda bu ufak değişikliğin yapılmış olduğunu bildirince de konu 26 Ekim’de kendisine teşekkür edilerek kapanmıştı. Böylece Dr. Tezcan’ın web sitesinde Mayıs ortalarından itibaren yayınlanan 18 Mart 2011 tarihli Veda Mektubuna Şirketin rızası 26 Ekim’de kesinlik kazanmıştı.

15 Kasım 2011: Şirketin ve Alaz Albay’ın ihtarnameleri

Hal böyle iken, söz konusu rıza beyanından sadece 20 gün sonra ve de durup dururken, 21 Kasım’da noterden gelen 15 Kasım tarihli iki ihtarname Dr. Tezcan’ı şoke etti.

Çünkü Dr. Tezcan’ın web sitesinde Ana Sayfa ilişiğindeki “Hukuki Uyarı”nın 2.ve 3. Maddelerinde şu çağrı bulunuyordu: Bu hayat hikâyesi, Dr. Tezcan’ın meslek hayatını hasrettiği Seyaş Sey Mimarlık Mühendislik Müşavirlik A.Ş. ile özdeşleşmiştir. Dolayısıyla, Dr. Tezcan’ın hayat hikâyesi Seyaş’ınkinden ayrı olarak anlatılamaz… Burada hiçbir şey, her hangi bir kişinin canını sıkmak, kırmak, gücendirmek, üzmek niyetini gütmez. Dr.Tezcan her hangi bir hatayı düzeltmek için yapılan katkıları hoş karşılar ve gereğini yapar.

Dr. Tezcan. “Müşavirlik Faaliyetleri” menüsünün “SON SÖZÜNDE” ise:”…Eğer bu web sitesindeki her hangi bir defoyu Dr. Tezcan’a bildirmek isterseniz Dr.Tezcan hatayı memnuniyetle düzeltecektir.” diyerek düzeltme taleplerine açık olduğunu belirtmişti. Nitekim daha 20 gün önce, evet sadece 20 gün önce, Veda Mektubunun sadece dip notunda ihtarname keşidecileri tarafından şifahen istenen ufak değişiklik Dr.Tezcan tarafından hemen yapılınca kendisine teşekkür edilmiş, böylece keşidecilerin Veda Mektubunun içeriği hakkındaki rızaları kesinleşmişti. İşte bu nedenlerle Dr.Tezcan, Şirkete geri döndürülmüş olan Alaz Albay’ın(65) ve Şirket Yönetim Kurulu Başkanının, dostça talepte bulunmak varken, hemen hukuk yoluna başvurmalarını çok yadırgadı.

“Sonra Ne Oldu?” Sayfası Madde 3.4’te anlatıldığı üzere, ihtarnamelerden birini, şirketin İcra Kurulu Başkanı olduğunu iddia eden (ilişkisinin kesildiği 31 Mayıs 2014 tarihine kadar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde bu hususta hiçbir emareye rastlanmamıştır). Alaz Albay keşide ettirmişti.

İcra Kurulu Başkanının İhtarnamesi

Alaz’ın 4 Kasım 2011 tarihli özel vekâletnamesine istinaden keşide ettirdiği ihtarname ile Müşavirlik Faaliyetlerinin 2007–2009 ve 2009–2011 dönemlerine ait web sayfalarının iki gün içinde yayından kaldırılması ve şu ibarenin bir hafta süreyle yayınlanması istendi:

“İşbu internet sitesinde müvekkilimiz Ahmet Alaz Albay ile ilgili ticari sırları içeren bilgiler, müvekkilimizin kişilik haklarını ihlal eden beyan ve tespitler müvekkilimize vekâleten 15.11.2011 tarihli, içeriğin yayından kaldırılması talebimiz çerçevesinde yayından kaldırılmıştır”.

SEYAŞ Yönetim Kurulu Başkanının İhtarnamesi

Diğer ihtarname ise, web sitesinde yaptığı değişiklikten dolayı Dr. Tezcan’a daha 20 gün önce (26 Ekim 2011'de) teşekkür eden zattan geliyordu. 12 Eylül 2011 tarihli genel vekâletnamesine istinaden Seyaş’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanının şirketin banisine keşide ettirdiği bu ihtarname ile Dr. Tezcan’ın web sitesinin iki gün içinde kapatılması ve şu ibarenin bir hafta süreyle yayınlanması istendi:

“İşbu internet sitesinde müvekkilimiz şirketin izin ve onayı alınmaksızın ifşa edilmekte olan ticari sırlar, müvekkilimiz şirketin ticari itibarını zedelemesi nedeni ile müvekkilimiz şirkete vekâleten 15.11.2011 tarihli, içeriğin yayından kaldırılması talebimiz çerçevesinde yayından kaldırılmıştır”.

Dr. Tezcan’ın tutumu

Dr. Tezcan bu talepleri yerine getirse idi; gerek Seyaş’ın yeni Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Başarı’nın, gerekse Seyaş’ın yeni İcra Kurulu Başkanı (İKB) olduğunu ihtarnamesinde belirten Alaz Albay’ın(65), Seyaş’ın banisi olan Dr. Tezcan ile ihtilaf halinde oldukları ele güne ilan edilmiş olacaktı.

18 Mart 2011 tarihli Veda Mektubunda, “Şirketin yeni ortaklarının da başarılarının devamını diliyorum, büyük bir iyi niyetle girdikleri bu mücadelede muvaffak olmalarını Allahtan niyaz ediyorum” diyen bir kişi olarak Dr. Tezcan, banisi olduğu ve 50 sene emek verdiği Seyaş ile ihtilafa girmeyi kendisine yakıştıramadı. Ve Kurul Başkanı ile telefonda görüşmeyi tercih etti. 3 gün süren görüşmeler sonucunda siteyi kapattırmaktan vaz geçen Başkan, yapılmasını istediği revizyonları bir mektupla Dr. Tezcan’a bildirdi.

28 Kasım 2011: Veda Mektubuna Sansür (!)

Ancak, 28 Kasım 2011 günü Şirket Yönetim Kurulu Başkanından gelen 23 Kasım 2011 tarihli iadeli taahhütlü mektup ekindeki belgeler ile Dr. Tezcan’ın veda mektubu da sansüre tabi tutulmak istendi. “Sonra Ne Oldu?” sayfası Madde 3.5’te anlatıldığı üzere, Dr. Tezcan’ın web sitesinden indirilmiş ve iKB tarafından tek, tek işaretlenmiş olduğu, el yazısından ve paraflarından anlaşılan sayfalarda Veda Mektubunun 6 paragrafının tümüyle sansür edilmek, Dr. Tezcan’ın o günler için geçerli olan beyanlarının dahi kaldırılmak istendiğini, bu yüzden Veda Mektubunun tüm anlamını ve bütünlüğünü yitirdiğini görmek Dr. Tezcan’ı çok üzdü.

Sansür edilmek istenen 6 paragrafın dördünde Dr. Tezcan, emekli oluncaya kadar geçen şahsı ile ilgili hususlara ve de şirketin neden ve nasıl el değiştirdiğine değinmiş, böylece sebep-netice bağlantısı kurulmuştu. Eğer, Veda Mektubu sansür edildiği gibi yayınlansa idi, hem bölük pörçük hale gelecek, hem de “ne oldu da şirket el değiştirdi, neden şirketin banisi emekliliğini istedi?” gibi spekülasyonlara yol açılacaktı.

Sansür edilmek istenen son paragraf ise şirket sermayesinin arttırılmasına dairdi. Burada yazılanlar ne dedikoduydu, ne de ticarî sırdı. Çünkü şirketi kimlerin devir aldığı ve sermayenin ne kadar arttırıldığı gibi hususların hiçbir gizliliği kalmamıştı. Bütün bunlar Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin 7765, 7772 ve 7797 No.lu sayılarında neşredilerek aleniyet kesbetmişti.

28 Kasım 2011 gecesi: Dr. Tezcan’ın web sitesini geçici olarak kapattırması

Veda mektubunda belirttiği üzere “2009 Temmuzundan 2010 Temmuzuna kadar şirkette yaşadıklarını tekrar yaşamak istemediği” için emekli olan Dr. Tezcan, bir türlü peşini bırakmayan bu gerginliklere daha fazla duçar olmamak için 28 Kasım 2011 gecesi web sitesini geçici olarak kapattı.

Veda Mektubunun poşete girmesinin planlanması

Dr. Tezcan’ın, web sitesine uygulanmak istenen sansürlere karşı görüşlerini ve yapılacak revizyonların kendisine bırakılması taleplerini içeren 29 Kasım 2011 tarihli mektubuna Şirket Yönetim Kurulu Başkanından gelen 14 Aralık 2011 tarihli cevapta söz konusu sansürler üzerinde ısrar edilmesi karşısında, Dr. Tezcan’ın Veda Mektubunun bölük pörçük ve kuşa benzetilmiş hali ile yayınlanması yerine poşete girmesi bile düşünüldü ise de;  76 yaşında davalarla uğraşacak hali olmayan Dr. Tezcan’ın imdadına 6102 sayılı yeni TTK yetişti. .

20 Şubat 2012: Şirketin 2011 Yılı Olağan Genel Kurulunda Dr. Tezcan’ın muhalefet şerhleri

“Sonra Ne Oldu?” web sayfası Madde 3.9.1(a)’da anlatıldığı üzere, Dr. Tezcan 20 Şubat 2012’de yapılan Olağan Genel Kurula katılarak, okuduğu Muhalefet Şerhinde Veda Mektubuna İKB tarafından yapılmak istenen sansürler üzerinde de durdu, sansürlerin anayasaya ve hukuka aykırı olduğunu vurguladı. Çok üzüldüğünü belirtti. Divan Başkanı (Yönetim Kurulu Başkanı) 3 defa özür diledi(32)(33)(a).

“Sonra Ne Oldu?” web sayfası Madde 3.10’da belirtildiği üzere, 06 Mart 2012’de Dr. Tezcan Muhalefet Şerhlerini Şirket Yönetim Kurulu Başkanına gereği için gönderdi. “Sonra Ne Oldu?” Madde 3.12’de anlatıldığı üzere Başkanın harekete geçmemesi nedeniyle Dr. Tezcan 30 Nisan 2012 tarihinde de, 20 Şubat 2012 tarihinde yapılan 2011 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantı Zaptına olan resmî itiraznamesini Başkana gönderdi. Başkan yine gereğini yapmadı.

29 Mart 2013: Şirketin 2012 Yılı Olağan Genel Kurulunda Dr. Tezcan’ın muhalefet şerhleri

“Sonra Ne Oldu?” web sayfası Madde 3.12’de izah edildiği üzere Dr. Tezcan 29 Mart 2013’te yapılan 2012 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısına da katıldı(34(35). Bu defa, web sitesinin başına gelenlere dair 20 Şubat 2012 tarihli muhalefet şerhini, Toplantı Tutanağına ekletmeyi başardı. Böylece, Dr. Tezcan’ın web sitesinin kapatılmak istenmesi ile ilgili olaylar aleniyet kazanmış oldu. Dolayısıyla Veda Mektubunda bahsedilenler, Dr Tezcan’ın bizzat yaşadığı aleniyet kazanmış olaylardır. Paydaşların sır saklama yükümlülüğünü kaldıran 6102 sayılı yeni TTK çerçevesinde, hiçbir şekilde ticarî sır veya şirket sırrı ya da iş sırrı diye nitelendirilemez.

Değerli ziyaretçiler; Dr. Tezcan’ın söz konusu 20 Şubat 2012 tarihli muhalefet şerhlerinin özetini ve 29 Mart 2012 tarihli Dilek ve Temennilerini, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğündeki Seyaş dosyasında bulunan 29 Mart 2013 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağı ekinde okuyabilirsiniz. Kolaylık olması için, aleniyet kesbetmiş olan belgeler burada verilmiştir.(35)(b)(c)

Ocak 2019 Güncelleştirilme sırasında, bu web sayfasındaki isimler mümkün olduğu kadar çıkarılmıştır.


(1)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 9 Şubat 2010 Sayı: 7497 Sayfa: 367
(2)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 26 Temmuz 2011 Sayı: 7866 Sayfa: 398-399
(3)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 4 Mart 2011 Sayı: 7765 Sayfa: 344
(4)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 15 Mart 2011 Sayı: 7772 Sayfa: 792
(32) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 31 Ocak 2012 Sayı: 7995 Sayfa: 266
(33) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 29 Mart 2012 Sayı: 8037 Sayfa: 433
(a)   Dr. Tezcan’ın 20.12.2012 tarihli muhalefet şerhinden üç sayfa özeti (İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğündedir)
(34) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 14 Mart 2012 Sayı: 8278 Sayfa: 670
(35) Tıklayınız: Ticaret Sicili Gazetesi 26 Nisan 2013 Sayı: 8308 Sayfa: 641-644
(b)   Dr. Tezcan’ın 29.03.2013 tarihli muhalefet şerhinden ilk 2 sayfa (İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğündedir)
(c)   Dr. Tezcan’ın 29.03.2013 tarihli dilek ve temennileri (İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğündedir)
(65) Alaz Albay' ın İcra Kurulu Başkanı olarak kaide ettirdiği 15 Kasım 2011 tarihli ihtarnamesi 

VEDA MEKTUBUNA İLİŞKİN HUKUKÎ UYARI

Değerli Ziyaretçi;

Aşağıda okuyacağınız Veda Mektubu, şirketin el değiştirmesi üzerine 14 Mart 2011 Pazartesi günü kendi isteği ile emekli olan Dr. Tezcan tarafından 18 Mart 2011 Cuma günü şirket personeline elektronik ortamda yayınlanmıştır. Dr. Tezcan Veda Mektubunu aynı gün yakın arkadaşlarına, dostlarına ve akrabalarına, eski ve mevcut ortaklarına da kopyalamıştır. 19 Mart Cumartesi günü ise Veda Mektubunu şirketin yeni finansör ortağı ve yeni Yönetim Kurulu Başkanına da mail etmişti.

Böylece aleniyet kazanmış olan Mektubu aynı gün okuyan yeni Yönetim Kurulu Başkanı, Mayıs ortalarından itibaren Dr. Tezcan’ın web sitesinde yayınlanmaya başlayan Mektuptaki bir dip notunda değişiklik yapılmasını uygun görmüş ve 26 Ekim 2011 tarihinde de bu değişiklikten dolayı teşekkürlerini Dr. Tezcan’a ilettirmişti. Böylece, Dr. Tezcan’ın web sitesinde yayınlanan Veda Mektubuna şirketin rızası 26 Ekim 2011’de kesinleşmiş idi.

Hal böyle iken, söz konusu şirket rızasından sadece 20 gün sonra durup dururken şirketin yeni Yönetim Kurulu Başkanı 15 Kasım 2011 tarihli noter ihtarnamesi ile Şirketin banisi Dr. Tezcan’ın web sitesini iki gün içinde kapattırmak istedi. Dr. Tezcan’ın itirazı üzerine siteyi kapattırmaktan vazgeçen yeni Başkan, sitede yapılmasını istediği revizyonları 23 Kasım 2011’de Dr. Tezcan’a bildirdi. Dr. Tezcan’ın web sitesinden indirilmiş ve Dr. Tezcan’ın tavsiyesi üzerine Şirkete döndürülmüş, önce Genel Müdürlüğe(83) sonra İcra Kurulu Başkanlığına(65) getirilmiş olan Alaz Albay tarafından tek tek işaretlenmiş olan sayfalarda Dr. Tezcan’ın Veda Mektubuna da el atıldığı, 6 paragrafının sansür edildiği görüldü. Oysaki Dr. Tezcan’ın Veda Mektubu 18 Mart 2011 günü yayınlandığında, Türkiye’de ve İngiltere’de, şirketin eski ve yeni ortakları dâhil, pek çok kişi tarafından okunmuş ve daha o zaman aleniyet kazanmış, Mektupta yazılanlar sır (!) olmaktan çıkmış idi. Zaten üçüncü kişinin bildiği bir hususun sır olmaktan çıktığı hukukta bilinmektedir. İşte, veda mektubunun tüm anlamını ve bütünlüğünü yitirdiğini gören Dr. Tezcan, 50 yıldan fazla emek verdiği şirketten emekli olurken 8 ay önce yayınlamış olduğu Veda Mektubuna da el atılarak yapılan saygısızlığı kaldıramadı ve 28 Kasım 2011 gecesi web sitesini geçici olarak kapattırdı.

Ana Sayfadaki Genel Hukukî Uyarı Madde 1.3’te belirtildiği üzere, 6762 sayılı eski TTK Madde 363’te bulunan hissedarlara yönelik sır saklama yükümü, 1 Temmuz 2012’de yürürlüğe giren 6102 sayılı yeni TTK Madde 527’de sadece denetçilere mahsus kılınmıştır. Paydaşların sır saklama yükümlülüğü artık yoktur. Kaldı ki, Veda Mektubunda geçen pek çok husus Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayınlanarak TTK Madde 35 gereğince aleniyet kazanmıştır. Zaten Veda Mektubunda bahsedilenler Dr. Tezcan’ın bizzat yaşadığı olaylardır. O nedenle 6102 sayılı yeni TTK Madde 55-(1) (d) kapsamına da girmez. O nedenle Dr. Tezcan’ın Veda Mektubunun web sitesinde yayınlanmasında bir sakınca kalmamıştır. Her ne kadar işbu web sayfası hukukî süzgeçten geçmiş ve onay almışsa da sadece, Seyaş’ın İcra Kurulu Başkanının  23 Kasım 2011'de sansürlediği paragraflardan özel sayılabilecek olanlar, tebligatı imzalayan Yönetim Kurulu Başkanını  tatmin etmek üzere farklı bir renk ile filtrelenmiştir.

Veda Mektubunda, kimseyi incitici, küçük düşürücü, aşağılayıcı bir ifade yoktur (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E 1987/4–405, K 1988/27. 13/01/1988). Kimsenin şeref ve haysiyeti ihlâl edilmemiştir. Gerçekler anlatılırken bahsi geçen kişiler ve kuruluşların meslekî ve ticarî itibarının korunmasına özen gösterilmiştir (Anayasa Madde 26 ve 32).

Demek ki, her hangi bir kimse veya kuruluş,2012 yılında-ifade özgürlüğüne aykırılığı nedeniyle- AİHM’de hüküm giymiş olan, 5651 sayılı İnternet Kanununun Tekzip Müessesesi ile ilgili 9’uncu Maddesine istinaden, haklarının (!) ihlâl edildiğini veya ticarî itibarının (!) zedelendiğini iddia ederek işbu web sitesini tekrar kısmen veya tamamen kapattırmaya kalkışacaksa; hem iddiasını hem de iyi niyet ile hareket ettiğini ispat zorunda olduğunu, aksi takdirde hukukî ve cezaî yaptırımlarla karşılaşabileceğini unutmaması gerekecektir.

Bu ikaz özellikle, 23 Kasım 2011’de Veda Mektubuna el atarak sansürleyen (!) ve 31 Mart 2013’te gönderdiği -hakaret dolu- mail ile Dr. Tezcan’a tehditler savuran kişi içindir.

Değerli Ziyaretçi,

Eğer yukarıdaki açıklamalarda gözünüze çarpmadıysa, aşağıda okuyacağınız Veda Mektubunda 6'dan fazla paragrafın kırmızı renk ile filtrelendiğin görünce şaşırabilirsiniz. Bu işlemin altında yatan sebep şudur:

Her ne kadar Dr. Tezcan'ın Veda Mektubu hukuk danışmanlarınca incelenmiş ve internette yayınlanmasında hiç bir sakınca görülmediği 17 Ocak 2012'de kendisine bildirilmiş ise de; yoğurdu dahi üfleyerek (!) yemeye başlayan Dr. Tezcan -ne olur ne olmaz diye düşünerek- 23 Kasım 2011 tarihli tebligatı imzalamış olan SEYAŞ'ın yeni Yönetim Kurulu Başkanını tatmin etmek üzere söz konusu filtrelemeye karar vermiş olduğunu bir kere daha vurgulanmaktadır.

VEDA MEKTUBU

 

18 Mart 2011

Değerli Arkadaşlar,

14 Mart 2011 Pazartesi günü kendi isteğimle emekli olarak Seyaş’taki fiili görevlerimden ayrılmış bulunuyorum. 1959 yılının bir yaz gününde Karaköy’de bugün yerinde yeller esen Güzel İzmir Hanının bir odasında kurduğumuz SEY Mimarlık Bürosunda başlayan ve sonra 1974’te kurduğumuz SEYAŞ - Sey Mimarlık Mühendislik Müşavirlik AŞ’de devam eden mimarlık ve müşavirlik maceram 14 Mart Pazartesi günü öğlen saatlerinde SEYAŞ’ın yeni büyük ortağının  Çamlıca eteklerindeki ofisinde noktalanmıştır. İşte bu nedenlerle size veda ediyorum.

Size kısa bir veda mektubu yazmayı düşünüyordum. Ancak dün Olağanüstü Genel Kurul için şirkete gittiğimde,2010 yılı Ağustos ayında şirketteki görevlerinden ayrılmış olan değerli 3' üncü kurucumuzun söz konusu ofisten ayrılmamızdan sadece 2 saat sonra şirket personelini maille “Yalçın Tezcan’ın ilişiği kesilmiştir” diye bilgilendirmesini çok garipsediğim için, her hangi bir yanlış anlamayı önlemek üzere bu uzun veda mektubunu yazdım.

Anlaşılan bu konu söz konusu kurucumuzun  sıkı takibi altındaymış. Yakın ilişki içinde bulunduğu kaynaktan duyar duymaz, vakit kaybetmeden sizlerle paylaşma ihtiyacını duymuş. İşte, kendisinin bu beklenmedik ilgisine teşekkür ederek söze başlamak istiyorum.

Değerli Arkadaşlar,

Aradan geçen 52 yıl dile kolay. Sizlerle ve sizlerden önceki arkadaşlarla acı tatlı pek çok olay yaşadık. İyi günlerimiz de oldu, kötü günler de. Ama tüm sıkıntılarımızı aşmayı başardık.31 yıl Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptım; 20 Temmuz 2005’te Başkanlıktan ayrıldım(5). 24 Nisan 2007’de yapılan Kurul toplantısı ise, toplantı bitiminde karşılaştığım üst üste iki yakışıksız olay nedeniyle katıldığım son toplantı oldu(6). 33 yıl sonra Yönetim Kurulundan ayrıldığımda arkamda, Libya’dan Afganistan’a, Arnavutluk’tan Azerbaycan’a, Suudi Arabistan’dan Kırgızistan’a kadar pek çok ülkede faaliyet göstererek ismi markalaşmış saygın bir mimarlık, mühendislik ve müşavirlik firması bırakmıştım.

Yönetim Kurulundan ayrılışımı, 06 Haziran 2007 tarihinde yeni Kurul tarafından Uluslararası Müşavirlik Departmanının Direktörlüğünden Eş-Direktörlüğe geçirilmem takip etti(6). Bu görevim Temmuz 2009’a kadar devam etti  (Değerli arkadaşlar görüyorsunuz son yıllarda Temmuz ayları hayatımda önemli roller oynadı). Bu devrede, Departmanın iş geliştirme faaliyetlerinden sorumlu olan oğlum Ümit’in gayretleri ile Azerbaycan’dan alınan Dünya Bankası finansmanlı bir proje ve yine Ümit’in ilişkileri sayesinde bir Türk müteahhidinden alınan biri Azerbaycan’da diğeri Libya’da iki proje, diğer alınan projeler arasında önemli bir yer tuttu.

2007 yılında Kuruldan ayrılmamdan sonra diğer ortaklar(6)(7), yönetimi başarı ile götürdüler. Ta ki 2008 Küresel Krizi 2009 yılında şirketimizi vuruncaya kadar. Bu kriz şirketimizi çok etkiledi. Birçok projemiz durduruldu. Şirkete nefes aldırmak için, UMD- Uluslararası Müşavirlik Departmanımızı ünlü bir Fransız müşavirlik firması ile birleştirme gayretlerimin, şirketimizin müzmin hastalığı olan ortaklar arası gerginlikler(8)(9) yüzünden Temmuz 2009’da akamete uğraması da şirketimizdeki sıkıntıları arttırdı. Nisan 2009’da şirketi krizden çıkarmak amacıyla yeni bir Yönetim Kurulu göreve gelmişti(10). Bu Kurulun 2009 Temmuzunda yaptığı ilk iş, UMD’yi üst katta ayrı bir ofise, beni de danışmanlığa sevk etmek oldu(15). Doğrusu bu değişiklikten memnun olmuştum. Fransız firma ile birleşme gayretlerimin heba oluşunu hazmedebilmek için böyle bir kızağa çekilmeye ihtiyacım vardı. Fakat 2010 Temmuzunda kaza geçirinceye kadar burada başka olaylarla karşılaşacağım hiç aklıma gelmemişti. Ne yazık ki, bu süre zarfında reva görülen muameleler, yapanlara hiç mi hiç yakışmadı.

Kasım 2009’da yeniden yapılanan Kurul(11), şirketimizi içine düştüğü dar boğazdan çıkarmak için canla başla çalıştı. Ama üç kişilik Kurulun bir üyesinin(1)(12)(13) 2010 başlarında, bir diğerinin 2010 ortalarında gemiyi terk etmesi, şirketi başsız bıraktı(14). Allahtan ki, 4' üncü kurucu ortağımızın Kurulda tek başına kalan oğlu şirketi 2011 yılına taşımayı başardı. Gemiyi terk etmeyen oğlum Ümit Naci Tezcan da yurt dışından iş alabilmek için çırpındı. Bu iki genç çok büyük fedakârlıklara katlandılar. Vahit’in gayretleri ile alınan Dünya Bankası finansmanlı bir güçlendirme projesi şirketi 2011’e kadar getirdi. Oğlumun gayretleri de meyve verdi ve Azerbaycan’dan yine uluslararası finansmanlı bir proje için sözleşme görüşmeleri başladı.

Bu arada 29 Temmuz 2010’da (bakın yine Temmuz ayı) yazlıkta düşüp bacağımı kırdım, ağır bir ameliyat geçirdim, arkasından da zatürree oldum. Bu olaylar şirkette olan bitenlerden uzak kalmama neden oldu. Hala da koltuk değneği ileyim. İşte bu durumda iken oğlumun, sahibi arkadaşı olan ünlü bir müşavirlik firmasının Seyaş ile ilgilenmesini sağladığını duydum. Zaten bu ilgi sonucunda Azerbaycan’daki iş bu firma ile müştereken alınmış



Bu safhada önemli olan Yönetim Kurulunun bir an önce oluşturulması idi. Bu bağlamda finansör ortaklar Kurula girmek istiyorlarsa kendilerine hamiline yazılı hisse verilerek şirkete ortak edilebileceklerini Dördüncü kurucunun oğluna tavsiye etmiştim. Nitekim 4'üncü Kurucunun oğlu ile 3'üncü kurucunun hamiline yazılı hisselerini devretmeleri üzerine,15 Şubatta yapılan Olağanüstü Genel Kurulda iki  finansör ile Seyaş’ın kurucu ortaklarını temsilen de 4'üncü Kurucunun oğlu  Yönetim Kuruluna seçildiler(3). Böylece büyük finansör , Protokol imzasını beklemeden Seyaş’ın bütün risklerini yüklenmiş oldu. Böylece kendisine olan güvenimiz daha da arttı.

 

25 Şubatta Büyük Finansörün ofisine davet edildik ve orada  bu iyi niyeti karşısında 3'üncü kurucu ile 4' üncü kurucunun ve oğlunun ,Protokol imzasını beklemeden, tüm hisselerini devretmiş olduklarını öğrendik. Bu emri vaki karşısında da  - 3 Şubat tarihli Bilgi Notum çerçevesinde- kurucu hisselerimi oğluma devrettim. Oğlum ve ben hamiline yazılı hisselerimizi ise Büyük Finansöre bir kuruş para almadan devrettik (Tıpkı Newsweek dergisinin borçlarına karşılık 1 Dolar’a devredilmesi gibi). Sadece birikmiş maaşlarımıza karşılık biraz nakit biraz da senet aldık. Böylece kendisi Seyaş’ın en büyük ortağı oldu(16). Şirkette benim sadece sembolik miktarda kurucu hissem kaldı. 



İşte bunun üzerine 14 Mart Pazartesi günü benim maaş farkı alacaklarıma ve kıdem tazminatıma ait senetler tarafıma verildi. . Böylece Seyaş’tan emekli oldum. Ama sembolik de olsa kurucu hissem devam ettiği için Seyaş ile ilişkim kesilmiş değildir. İnşallah senetler ödenir de ben de alacaklarımı tahsil etmiş olurum. Seyaş’a verdiğim 36 yıllık emeğin böyle sonlanmasından üzgünüm. İsterdim ki üç ortağın üçünün de oğullarının birlikte, dostça, arkadaşça, kavgasız, gürültüsüz yönettikleri bir şirketi arkamda bırakmış olayım. Ama olmadı. Beni teselli eden husus, oğlum ve Dördüncü Kurucunun oğlu  Seyaş’ta hala çalışıyor olmaları, Seyaş’ın finansman yönünden sağlam bir ortağın desteğine kavuşmuş olmasıdır. Bir diğer tesellim de –her ne kadar şirketten geçen yıl ayrılmış olsa da 3'üncü kurucumuzun ilgisinin devam etmekte oluşudur. Böylece protokolün imzalanmamasından doğan belirsizliğin Söz konusu kurucumuz tarafından giderileceğini, borç yapılandırma planını takip edeceğini ve sizlerin de alacaklarınızın ödenmesini sağlayacağını umuyorum. Ayrıca oğlum ve 4'üncü kurucunun oğlu  şirkette çalışmaya devam edeceklerine göre, 3' üncü kurucumuzun gençlerden desteğini esirgemeyeceğini, aramızdaki eski gerginlikleri tazeleyip gençlerin üzerine taşımayacağını ve daima iyi niyetle hareket edeceğini umuyor ve bekliyorum.

17 Mart Perşembe günü benim de katıldığım Olağanüstü Genel Kurulda(16) (demek ki ilişiğim kesilmemiş), Seyaş’ın 50 000 TL’lik sermayesi de 1 050 000 TL’ye çıkarıldı. Yeni Yönetim Kurulu Başkanı , bu sayede sizlere olan şirket borçlarını ödemeyi amaçladığını da belirtti. Size iyi bir haber olarak bildiriyorum. Böylece Seyaş’ın 2008 Küresel Krizinden dolayı içine düştüğü darboğazdan çıkacağına ve eski günlerine kavuşacağına olan inancımı da sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bunları sizlere tüm şeffaflığı ile anlatmamın sebebi, her hangi bir yanlış anlama veya söylentiyi önlemek içindir. Seyaş’ta kalacak olanlara tavsiyem, birbirlerinize destek olmanız, hiç birinizin bir diğerinin arkasından dolanmaması, birilerine yaranmak uğruna bir diğerinizi kontrpiyede bırakmaya kalkışmamanızdır. Hepiniz birbirinize lazımsınız. Umarım ki yeni gelecek olan Genel Müdürden memnun kalırsınız ve başarısı için onu desteklersiniz; eski gerginlikleri uzak tutarsınız. Açılan yeni beyaz sayfada hepinize başarılar diliyorum. Şirketin yeni ortaklarının da başarılarının devamını diliyorum, büyük bir iyi niyetle girdikleri bu mücadelede muvaffak olmalarını Allahtan niyaz ediyorum.

Değerli Arkadaşlar,

36 yıl boyunca hepiniz ile iyi geçinmeye çalıştım. Daima dürüst davrandım. Hiç bir zaman, hiç birinizin arkasından dolap çevirmedim; hiç birinizi dışlamadım; aşağılamadım. Ama bana kötü davrananlara reaksiyon göstermişimdir. Eğer bilmeden kalbinizi kırdım ise kusuruma bakmayınız.

 

Bu uzun süre zarfında çok acı kayıplarımız da oldu. Sevgili ortaklarımız Ergin Akman, Nejat İnel, Haldun Çataloğlu ve Prof.Dr. Orhan Göçer; değerli arkadaşlarımız Pınar Doğan, Yüksel Yavuz ve soyadlarını hatırlayamadığım Kontrol Amirimiz Bülent Bey ile kesin hesapçımız İsmail Bey ebedi âleme göç ettiler. Onların aziz hatıraları önünde tazimle eğiliyorum.

 

Son olarak, ameliyatımda şahsen gelerek, telefon ederek geçmiş olsun diyenlere, ilgilerini sonra da eksik etmeyenlere, şirketten ayrılırken beni hatırlayıp allahaısmarladık diyenlere tekrar tekrar teşekkür ediyorum Bir geçmiş olsun demeye dahi tenezzül etmeyenlere, memleketine dönerken bir Allaha ısmarladık demeyenlere de Allah selamet versin diyorum.

 

Hepiniz Allaha emanet olun.

Yalçın Tezcan


(5)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 10 Ağustos 2005 Sayı: 6365 Sayfa: 432
(6)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 10 Temmuz 2007 Sayı: 6848 Sayfa: 376
(7)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 10 Mart 2009 Sayı: 7266 Sayfa: 448
(8)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 12 Mayıs 2009 Sayı: 7309 Sayfa: 502
(9)   Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 8 Haziran 2009 Sayı: 7327 Sayfa: 278-279
(10) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 11 Mayıs 2009 Sayı: 7308 Sayfa: 399

(11) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 17 Aralık 2009 Sayı: 7460 Sayfa: 583
(12) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 4 Mart 2010 Sayı: 7514 Sayfa: 335
(13) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 17 Mart 2010 Sayı: 7523 Sayfa: 1053
(14) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 07 Eylül 2010 Sayı: 7644 Sayfa: 558
(15) Bkz: SEYAŞ Uluslararası Müşavirlik Departmanının 15 Ocak 2010 tarihinde internet ortamında yayınlanarak aleniyet kesbeden 2009 Sonbahar Bülteni, “Yeniden Yapılandık ve Taşındık” adlı makale, sayfa 2
(16) Tıklayınız: Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi 19 Nisan 2011 Sayı: 7797 Sayfa: 356
(65) Tıklayınız: Alaz Albay'ın İcra Kurulu Başkanı olarak keşide ettirdiği 15 Kasım 2011 tarihli ihtarnamesi